arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2010 Salı

bulantı

 ...

öğrenilen bir şey mi dedin.
ne dedin,
sen nesin,
sen kimsin,
ben mi dedin,
ne dedin,
ben neyim,
ben kimim...
sıçtığımın yürüyüş yolu.

bir ördek yakala da çevirelim ateşte..
hatta ateş de çevirsin şu suretleri,
belki aklanırız ha ne dersin.
yanarken çekilen ızdırabın sancısı, söner mi dersin?
denemek mi dedin..
tamam, deneyelim.
hani ördek nerde,
hani nerde ördek,
...
..
.

bir an gelir, tavan yaparsın sen bile hayrete düşersin,
bir an gelir, tabana yapışırsın yine hayrete düşersin...
ortası yok mu laa bunun, dersin.
ortanın olmasını istemediğini bildiğin halde, soru sormayı çok seversin..
hala yorulmadın mı?

gel artık...



[affına sığındım, kızmazsın değil mi?]

18 Nisan 2010 Pazar

doğumun nice olsun




27 yıl önce bugün, toprağa ayak basmanın ağırlığı ile "merhaba" demiştin.
52 gün önce, adımlamanın senin işin olmadığını düşündün, kurdun kafanda, konuştun O'nunla, duydu seni...
şimdi tutamıyorum ki ben seni, çekip çıkartmak isteyişlerim engelleniyor işte. 
okuduğum bir tümceyi paylaşmak için elim telefona gidiyor, çeviriyorum numarayı, "aradığınız kişiye ulaşılamıyor." diyor bir hatun sesi.
hiçbir zaman ulaşamayacağımı haykırıyor resmen esrik nefesime. 

paylaşılmıyor canım dostum, sensizlik paylaşılmıyor. 
badem ağaçları, döküyor teker teker çiçeklerini toprağının üzerine. 
kaldırmak için eğiliyorum, kalkamıyorum. 
merak etme, yolumuza devam ediyorum, çocukları büyütmeye, nemli topraklardan nemli yapraklarıyla çiçekler açtırmaya devam ediyorum, güneş'i doğuruyorum yine her sabah yaptığımız gibi, güneş batıyor beni beklemeden her zaman oynadığı oyun gibi...
dinliyorum, susuyorum...ama okuyamıyorum. 
okuyamıyorum, okuyunca paylaşmak istiyorum. paylaşmak isteyince kapalı kapıya çarpıyorum. 
bu çarpış ki; ağır geliyor küçük hikayemin varoluşuna. 
okuyamıyorum; ama okutuyorum. merak etme.

18 nisanları geçtim, doğumun nice olsun yoldaşım...
52 gün önce doğumunla yer edindin sen, olmak istediğin yerdesin. biliyorum...

sakın kızma bana, bencilliğimden biliyorum; ama...
seni çok özlüyorum...

25 Şubat 2010 Perşembe

sen hangi renkte kaybolmak istedin?

günlerdir düşünen, üzülen, gözleri dalıp giden; ama yine de nefes alabilen ve yürümeye devam eden mavi var işte karşında...

mavi'nin en yakın arkadaşı olan renk, özünden bıkıp, kaybolmaya adamış kendini.
mavi'yi bırakarak,
kendisini bırakmaya çalışarak...

rengim solmaya yakın duruyor gökyüzünde, denizde, pencere kenarında, bank üstünde...
yeniden canlanır bilirim; hani, kapı çalınsa da yüzü gülse mavi'nin be Bay c.
sen, 
kaçmaya çalışan, kaçabileceğini düşünen; ama her seferinde yine o ağır başınla karşı karşıya kalan değil misin?
sen,
gülebilensin,
sen,
gülmelisin...
istersen gel değiştir rengini, hani mavi kalsın yerinde de,
gel sen değiştir rengini!
yeni bir renkte kaybolmaya çalış istersen; ama böyle çekip gitme...
öyle....

14 Aralık 2009 Pazartesi

sadece sana

'anlatılamaz yaşanır' noktasındaydı tüm günüm.
aman yarabbi yoğunluk, sıkışmışlık, heyecan, meraklı bekleyiş, sonu gelmeyen görüşmeler, yeni planlar, karşılıklı atışmalar...ama ne olursa olsun, bir heyecan bir bekleyiş hakimdi, en yoğunundan (:


sabahı falan geçtim, dün geceden bu yana, sanki hikayemin gidişatını belirleyecek heyecanı ben yaşıyor gibiydim..
oysa ki, tek yaptığım yanında olmaktı, sen görmesen de!

sanırım bu, karşılıklı verilen ve karşılığında hiçbir şey beklenmeyen değere dayanıyordu!


sevgili arkadaş,

yolun açık, umutlu, huzurlu olsun...

göreceksin, tüm karanlıklar çıkıyor ve çıkacak aydınlığa! senin aydınlığına...

yarattığın bu aydınlık ki, gösterecek yolunu varlığına!


"ve sağlıkla ve umutla ve heyecanla ve nice güzel hayallerle ve bir de nice güzel hedeflerle, yeni bir geleceğe merhaba!" diyebilmen ümidiyle...


yanında, yamacında olmak değildir aslolan,

her daim, bu arkadaşlığın varlığını hissedebilmektir.

benim heyecanımı hissedebilmen adına, bu mektup da sana dairdir sevgili arkadaş!


yolun açık olsun değerli kırmızım!


şimdi de sana; gözümden, gönlümden kopan en sevdiğim kareyi hediye etmek istiyorum...
mavi olmasa da kanatlarım, tüm güzelliği ile gönderiyorum yoluna...

şu yoğun günümün tüm pisliğini attığın için de bir defaya mahsus olmak üzere, teşekkür etmek istiyorum...

bugün güzel bir gün ve biz yaşıyoruz!!!


(şarkı da, 'bir foto alana bir melodi bedava' kampanyamızdan sana gelmektedir.)

haydi; hoş beş

bir de, sen anladın işte, pronto olanından (:

........................
photo: mavi kuş

14 Kasım 2009 Cumartesi

(:

e be arkadaş, sonunda sonunda 'merhaba'nı esirgemedin benden (:
çoook mutluyum be arkadaş çok mutluyum, eyvallah sağolasın (:
değil mi ama nefes alınmalı....
ay ne demeli ki bunun üstüne,
evet evet kulağı müziğe vermeli, sonuna kadar 'arkadaşlığa' kadeh kaldırmalı...
haydi bakalım, dinleyelim güzelleşelim...
umuda yolculuk daim olsun (:

8 Ekim 2009 Perşembe

gün daha yeni başlıyor (:

görüşmelerin sonu, öykücüğün başlangıcı...
simit-çay-arkadaşlarla değeri ölçülemez vakitler...
gidiyorum, afiyet bal şeker olsun şimdiden, yarasın...

scavenger of human sorrow dinlemek istiyorum, dinleyip öyle çıkalım bari..
aaa cihan hoşgeldin, haydi çıkalım ama dur!!!!

(:


7 Eylül 2009 Pazartesi

siz benim için varsınız (:

(:
yahu süper geçer de günler bu kadar da olmaz ki canım...
abicim derken, bugün de canım arkadaşım meo'cum kondu yuvaya...çok özlemişim kuzucuk sarmam seni..
süper bir akşamdı, eyvallah...

ama anneciğim korkuttu bugün bizi, umarım en yakın zamanda eskisi gibi ayaklarımızın üstüne basacağız anneciğim, meraklanma...seni çok seviyorum...

1 Eylül 2009 Salı

Prag için sonsuz teşekkürler Meo'cum...

şu an tüm yazacaklarım sana dairdir canım arkadaşım...

öyle yoğunluğun içine sıkışmış bir öykü vardı ki bugün sorma gitsin...yeni dönem başladı ve biliyorsun halimi...öğleden sonra, bir çay molası vermiş, müziğe kendimi kaptırmış gidiyordum ki; bir zarf tutuşturuldu elime...baktım İtalya'dan...
"meoooooo" dedim hemen, anladım canım arkadaşım..
büyük bir heyecanla açtım zarfı; ama bir o kadar da dikkatli oldum zarar vermemek için (:

içindeki değeri paha biçilemez yaprağı çıkarttım; döküldü yaşlar gözlerden mutluluktan dolayı....

Kafka'nın ve Nazım'ın nefesini bana yolladığın için sonsuz teşekkürler..

Prag'tan, Kafka'dan, Nazım'dan, Viyana'dan, Freud'tan, Mozart'tan, Venedik'ten ve daha nicelerinden aldım selamını...

eyvallah dostum, eyvallah....


...Mevsim bahara yakın.
Hava lodos.
Nasıl şiddetli
nasıl sıcak esiyor...
N.H.R.



24 Ağustos 2009 Pazartesi

450d'li öykücük (:

geldim efenim geldim... 3 günlük İstanbul seyahatim hem umduğum gibi hem de umduğumdan daha da mükemmel geçti... çok ayrıntı vermekle vermemek arasında giden öykü, içinden ne geliyorsa onu akıtacak şu sanal kağıda.

adım attığım andan itibaren, o güzel şehrin nefesini içime çekmek, beni biraz olsun sıkıntılarımdan arındırdı. şimdi sesinizi duyar gibiyim; "ne güzel şehri yahu" diyorsunuz. ama efenim ben bir nefes alıp kaçıp tekrar Antalyama sığınıyorum, e haliyle İstanbul benim için nefes almak adına ideal bir mekan olup çıkıveriyor (: neyse cuma günü semalara iniş yaptım, cumartesiyi beklemekle geçmeyecek dedim ve düştüm yollara...plansız programsız gezmeyi de işte bu yönden çok seviyorum, hiç aklımızın ucunu geçtim, aklımızın sınırlarına dahi gelemeyecek olan bir an yaşandı ki aman aman sormayın gitsin. hoş nasıl soracaksınız ki zaten(: ama söyleyebileceğim tek şey; çok teşekkür ederim arkadaş! adımlamak o sokakları; kaybolmak manzara karşısında; nefes aldığımızı hissetmek; "arkadaş"lığın ne demek olduğunu farklı bir açıdan yakalamak...ne söyleyebilirim ki? iyi ki varız...

neyse duygusal mod bir kenarda duruversin, asıl konuya geçelim...oldu mu cumartesi? tüm gece uyku tutmadı(: ay sanki ilk buluşma heyecanı yaşanıyordu bünyemde...o nasıl bir his yahu(: utkucum bu sana canım benim: hayatın cilvelerinde kaybolduğum zindandan çıkmamda çok büyük bir katkın ve emeğin olduğu için sana minnettarım. çok teşekkür ederim, sen de iyi ki varsın! (meo'm seni unutur muyum hiç? utku'yla tanışmama vesile olduğun için, aramızda bir köprü kurduğun için sana da teşekkürü bir borç bilirim heheh.sen de çabuk gel yaa özledim...)


neyse o büyük an muhteşemdi! makinem karşımda, ellerimin arasında nefes almak için can atarken, ben de nefesimi kaybetmemek için büyük bir savaş verirken, geldi kondu eşsiz yuvasına. ve ve ve 450d işte bu! sonrası iyilik güzellik (: utku'yla resmen ayaklarımıza işkence edercesine adımladık, karelere odaklandık, derin bilgiler edindik falan ve de filan...artık bundan sonra gelsin kareler gitsin kareler...(ya ben bir de 450d blogu oluşturayım. burada körelmesinler değil mi? paylaşım güzel şey nasıl olsa...evet evet ben bir ara bunun için bir yapım aşamasına geçmeliyim.)
her şey süper giderken bir de üstüne tahmin bile edemeyeceğim bir şey oldu. abicim(: yoğun iş temposundan dolayı İstanbul'da bulunamayacak olan canım abim, bana sürpriz yapmasın mı? evet sürpriz yaptı ve onunla da zaman geçirme şansına eriştim...yahu daha ne söylemeliyim ki? her şey o kadar güzel akıyordu ki; bir ara:
"ulen ne zaman bozulacak bu büyü, hadi hadi bekliyorum" diye iç bile geçirdim(: ama bozulmadı...bozulur gibi oldu, ama toparladık (:

pazar günü de kendimi kaybedercesine yordum bünyeyi. ve ayrılık vakti geldi çattı...'her güzel şeyin bir sonu vardır.' cümlesini kurmayacağım merak etmeyiniz, çünkü buna inanmıyorum. yaşadığımız her şeyin bir anlamı olduğunun çok farkındayım. Antalyama beni ulaştıracak pilotlara kendimi teslim ettim ve kondum yuvama.
şimdi o kadar huzurluyum ki, bu huzurla çay demledim ve yudumlamak için sabırsızlanıyorum. şimdi gidiyorum ama mutlaka geleceğimdir(:

aaaa neyi unuttum diyordum Badem Ezmemi(: pazar günü aldım efenim ezmelerimi, bir kısmını İstanbul'da indirdim mideye, bir kısmını da yanıma aldım(: eee hakkını vermek gerek ama değil mi? şimdi ezmelerimin fotoğrafını paylaşmayacağım sizinle, arkadaşımın fotoğrafını paylaşacağım, söz verdiğim gibi...işte 450d karşınızda (:



11 Ağustos 2009 Salı

(:

Belli belirsiz devam ediyor...

şu anda yüzüme anlamını bilemediğim -ama tahmin ettiğim- bir tebessüm oturdu kalkmıyor, kalkmasın canım hoş gelmiş...
bu nasıl bir şey yahu...
bu sabah yazdığın gibi;

Nerde kalmıştık (:

3 Ağustos 2009 Pazartesi

kuzucuk sarmam



canım arkadaşım, uzun bir süre ayrı kalacağız bu diyarda;
ama hayatın sana hep güzellikleri sunmasını temenni ediyorum.
oralarda çoookk dikkat et kendine ve güzelce eğlen..hayatın tadını çıkart be oğlum (:
ve ve ve bana mavi bir şey getirmeyi sakın unutma [zaten Şirince şaraplarımı unutmuşsun, neyse içene de afiyet bal şeker olsun(: ] mesela Fransa'dan mavi bir taş getirebilirsin...(:
seni şimdiden çok özledim,
çabuk gelllllll ):