bozulan muslukla uğraş, canın sıkılsın,
üstüne kocaman ama kocaman bir böcek gör, kalbin sıkışsın,
o senden kaçmak için uğraşırken, sen bir delik bul ve saklan..
hey yarabbi, alemsin öykü alemsin..
neyse, güzel bir gün, hiçbir şey dağıtamaz bu tatlı ruhumu (:
ellerimin arasından alınan yüce iznimi, yarın için doğa koşulları sayesinde kapmış bulunmaktayım...
aman canım doğa koşullarım, öyle canımızı sıkmaya gelme, rüzgarının gücünü göster, dağıtma ortalığı sonra da git!
çisil çisil yağan yağmurun kapı tıklatmalarıyla huzurlu bir geceye 'merhaba' demişizdir canım günlük.
ansızın yalnız kapımın çalınması,
ardından "açsana kızım kapıyı, oradasın biliyorum!" diyen sesin kulaklarımla buluşması,
sonra bir çığlık atılması ve siteyi ağaya kaldırmalarım..
hahahayttt...
canım abim, sevdiğim abim, gözümün bebeği abim;
1 günlük bile olsa, geldin açtırdın gönlümde papatyalarımı nergislerimi...
huzur buldu yuvam!
ilk defa kullanıyorum bunu, Hoşgeldin (:
şimdi efenim izninizle, hasret giderme operasyonlarına girişmeliyiz..mis gibi türkün kahvesiylen.
gittim; ama geleceğimdir!
umarım (:
abim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Aralık 2009 Salı
13 Kasım 2009 Cuma
karşılıksız...
küçücük bedenden büyük olan sevgimle size sesleniyorum;
hep bir kayboluş hakimdir bünyemde, öykümde...
ama inadına hayata sımsıkı sarılmış, yaşamaya adanmış bir kayboluş benimkisi!
belki de kendimden kaçarken buldum kendimi?
izlediğim yol, yönümü şaşırttı. şimdi biliyorum, adımlarım daha tutarlı, daha anlamlı, daha umut dolu.
sizin bu hikayenizde, yanınızda nefes alırım ya da alamam; kalbinize dokunurum ya da dokunamam...ama bilinse de olur bilinmese de.
ben öykü, kaybolmuş öykü.
bu kaybolmuşluğumla size yürekten bağlı olan hikayeyim.
yolunuz açık, umutlu olsun.
bizim küçücük bedenlerimiz vardır, içlerinde kocaman bir yürek barındıran!
...nice yıllara, ikiniz de hayatıma anlam katanlarsınız, hayatımın anlam depolarısınız...
...............................................
sevgili abim, canım kardeşim; başınızın tatlı belası öykücükten minik bir kuple efem (:
sevgili annecim de babacım da sizedir asıl söyleyeceklerim. hayatımdaki değerli iki insanı şu toprağa saldığınız için, sevgiler saygılar efenim. gerçi bunun üstüne söylenecek çok şey var; ama bu akşam söyleyeceğim gözlerinizin içine bakarak (:
öper sizi bu hatun, ve alıp başını gider.
iş ve de güç beni bekler...
hep bir kayboluş hakimdir bünyemde, öykümde...
ama inadına hayata sımsıkı sarılmış, yaşamaya adanmış bir kayboluş benimkisi!
belki de kendimden kaçarken buldum kendimi?
izlediğim yol, yönümü şaşırttı. şimdi biliyorum, adımlarım daha tutarlı, daha anlamlı, daha umut dolu.
sizin bu hikayenizde, yanınızda nefes alırım ya da alamam; kalbinize dokunurum ya da dokunamam...ama bilinse de olur bilinmese de.
ben öykü, kaybolmuş öykü.
bu kaybolmuşluğumla size yürekten bağlı olan hikayeyim.
yolunuz açık, umutlu olsun.
bizim küçücük bedenlerimiz vardır, içlerinde kocaman bir yürek barındıran!
...nice yıllara, ikiniz de hayatıma anlam katanlarsınız, hayatımın anlam depolarısınız...
...............................................
sevgili abim, canım kardeşim; başınızın tatlı belası öykücükten minik bir kuple efem (:
sevgili annecim de babacım da sizedir asıl söyleyeceklerim. hayatımdaki değerli iki insanı şu toprağa saldığınız için, sevgiler saygılar efenim. gerçi bunun üstüne söylenecek çok şey var; ama bu akşam söyleyeceğim gözlerinizin içine bakarak (:
öper sizi bu hatun, ve alıp başını gider.
iş ve de güç beni bekler...
kalemi batıran
mavi duvar
kalemin battığı an:
13:42:00
6 Eylül 2009 Pazar
evde bir bayram havası (:
İstanbul'dan abim gelmiş, evde bir bayram havası annem babam bizi çookkkk severmiş (:
evet efenim, doğru okudunuz; en nihayetinde beklenen adam ulaştı Antalya'daki yuvasına...tabi ablam da geldi onu da unutmayalım (yengem yani)
aman yarabbi, bir şenlik bir şenlik sormayın gitsin...annem ve babamın da keyfine diyecek yoktu hani (:
ama ben yine yalnızlığımla baş başa kaldım ): eve dönmek zorunda olmak, yarın işe gidecek olmak ve sevgili ailemle beraber olamayacak olmak sınırlarımı zorlamakta...ama yapacak bir şey yok.. 1 günlük özgürlük bile yetti...
ne demişler, azla yetinmeyi bilmek gerek. bu cümle de 2 gündür beynimde, dudaklarımda sinir olmaya başlıyorum...nedeni de bizde kalsın!
evet şimdi gidiyorum, paylaşım da gerçekleşti, biraz dolaşıp gelirim...
gittim (:
evet efenim, doğru okudunuz; en nihayetinde beklenen adam ulaştı Antalya'daki yuvasına...tabi ablam da geldi onu da unutmayalım (yengem yani)
aman yarabbi, bir şenlik bir şenlik sormayın gitsin...annem ve babamın da keyfine diyecek yoktu hani (:
ama ben yine yalnızlığımla baş başa kaldım ): eve dönmek zorunda olmak, yarın işe gidecek olmak ve sevgili ailemle beraber olamayacak olmak sınırlarımı zorlamakta...ama yapacak bir şey yok.. 1 günlük özgürlük bile yetti...
ne demişler, azla yetinmeyi bilmek gerek. bu cümle de 2 gündür beynimde, dudaklarımda sinir olmaya başlıyorum...nedeni de bizde kalsın!
evet şimdi gidiyorum, paylaşım da gerçekleşti, biraz dolaşıp gelirim...
gittim (:
24 Ağustos 2009 Pazartesi
450d'li öykücük (:
geldim efenim geldim... 3 günlük İstanbul seyahatim hem umduğum gibi hem de umduğumdan daha da mükemmel geçti... çok ayrıntı vermekle vermemek arasında giden öykü, içinden ne geliyorsa onu akıtacak şu sanal kağıda.
adım attığım andan itibaren, o güzel şehrin nefesini içime çekmek, beni biraz olsun sıkıntılarımdan arındırdı. şimdi sesinizi duyar gibiyim; "ne güzel şehri yahu" diyorsunuz. ama efenim ben bir nefes alıp kaçıp tekrar Antalyama sığınıyorum, e haliyle İstanbul benim için nefes almak adına ideal bir mekan olup çıkıveriyor (: neyse cuma günü semalara iniş yaptım, cumartesiyi beklemekle geçmeyecek dedim ve düştüm yollara...plansız programsız gezmeyi de işte bu yönden çok seviyorum, hiç aklımızın ucunu geçtim, aklımızın sınırlarına dahi gelemeyecek olan bir an yaşandı ki aman aman sormayın gitsin. hoş nasıl soracaksınız ki zaten(: ama söyleyebileceğim tek şey; çok teşekkür ederim arkadaş! adımlamak o sokakları; kaybolmak manzara karşısında; nefes aldığımızı hissetmek; "arkadaş"lığın ne demek olduğunu farklı bir açıdan yakalamak...ne söyleyebilirim ki? iyi ki varız...
neyse duygusal mod bir kenarda duruversin, asıl konuya geçelim...oldu mu cumartesi? tüm gece uyku tutmadı(: ay sanki ilk buluşma heyecanı yaşanıyordu bünyemde...o nasıl bir his yahu(: utkucum bu sana canım benim: hayatın cilvelerinde kaybolduğum zindandan çıkmamda çok büyük bir katkın ve emeğin olduğu için sana minnettarım. çok teşekkür ederim, sen de iyi ki varsın! (meo'm seni unutur muyum hiç? utku'yla tanışmama vesile olduğun için, aramızda bir köprü kurduğun için sana da teşekkürü bir borç bilirim heheh.sen de çabuk gel yaa özledim...)
neyse o büyük an muhteşemdi! makinem karşımda, ellerimin arasında nefes almak için can atarken, ben de nefesimi kaybetmemek için büyük bir savaş verirken, geldi kondu eşsiz yuvasına. ve ve ve 450d işte bu! sonrası iyilik güzellik (: utku'yla resmen ayaklarımıza işkence edercesine adımladık, karelere odaklandık, derin bilgiler edindik falan ve de filan...artık bundan sonra gelsin kareler gitsin kareler...(ya ben bir de 450d blogu oluşturayım. burada körelmesinler değil mi? paylaşım güzel şey nasıl olsa...evet evet ben bir ara bunun için bir yapım aşamasına geçmeliyim.) her şey süper giderken bir de üstüne tahmin bile edemeyeceğim bir şey oldu. abicim(: yoğun iş temposundan dolayı İstanbul'da bulunamayacak olan canım abim, bana sürpriz yapmasın mı? evet sürpriz yaptı ve onunla da zaman geçirme şansına eriştim...yahu daha ne söylemeliyim ki? her şey o kadar güzel akıyordu ki; bir ara: "ulen ne zaman bozulacak bu büyü, hadi hadi bekliyorum" diye iç bile geçirdim(: ama bozulmadı...bozulur gibi oldu, ama toparladık (:
pazar günü de kendimi kaybedercesine yordum bünyeyi. ve ayrılık vakti geldi çattı...'her güzel şeyin bir sonu vardır.' cümlesini kurmayacağım merak etmeyiniz, çünkü buna inanmıyorum. yaşadığımız her şeyin bir anlamı olduğunun çok farkındayım. Antalyama beni ulaştıracak pilotlara kendimi teslim ettim ve kondum yuvama. şimdi o kadar huzurluyum ki, bu huzurla çay demledim ve yudumlamak için sabırsızlanıyorum. şimdi gidiyorum ama mutlaka geleceğimdir(:
aaaa neyi unuttum diyordum Badem Ezmemi(: pazar günü aldım efenim ezmelerimi, bir kısmını İstanbul'da indirdim mideye, bir kısmını da yanıma aldım(: eee hakkını vermek gerek ama değil mi? şimdi ezmelerimin fotoğrafını paylaşmayacağım sizinle, arkadaşımın fotoğrafını paylaşacağım, söz verdiğim gibi...işte 450d karşınızda (:

adım attığım andan itibaren, o güzel şehrin nefesini içime çekmek, beni biraz olsun sıkıntılarımdan arındırdı. şimdi sesinizi duyar gibiyim; "ne güzel şehri yahu" diyorsunuz. ama efenim ben bir nefes alıp kaçıp tekrar Antalyama sığınıyorum, e haliyle İstanbul benim için nefes almak adına ideal bir mekan olup çıkıveriyor (: neyse cuma günü semalara iniş yaptım, cumartesiyi beklemekle geçmeyecek dedim ve düştüm yollara...plansız programsız gezmeyi de işte bu yönden çok seviyorum, hiç aklımızın ucunu geçtim, aklımızın sınırlarına dahi gelemeyecek olan bir an yaşandı ki aman aman sormayın gitsin. hoş nasıl soracaksınız ki zaten(: ama söyleyebileceğim tek şey; çok teşekkür ederim arkadaş! adımlamak o sokakları; kaybolmak manzara karşısında; nefes aldığımızı hissetmek; "arkadaş"lığın ne demek olduğunu farklı bir açıdan yakalamak...ne söyleyebilirim ki? iyi ki varız...
neyse duygusal mod bir kenarda duruversin, asıl konuya geçelim...oldu mu cumartesi? tüm gece uyku tutmadı(: ay sanki ilk buluşma heyecanı yaşanıyordu bünyemde...o nasıl bir his yahu(: utkucum bu sana canım benim: hayatın cilvelerinde kaybolduğum zindandan çıkmamda çok büyük bir katkın ve emeğin olduğu için sana minnettarım. çok teşekkür ederim, sen de iyi ki varsın! (meo'm seni unutur muyum hiç? utku'yla tanışmama vesile olduğun için, aramızda bir köprü kurduğun için sana da teşekkürü bir borç bilirim heheh.sen de çabuk gel yaa özledim...)
neyse o büyük an muhteşemdi! makinem karşımda, ellerimin arasında nefes almak için can atarken, ben de nefesimi kaybetmemek için büyük bir savaş verirken, geldi kondu eşsiz yuvasına. ve ve ve 450d işte bu! sonrası iyilik güzellik (: utku'yla resmen ayaklarımıza işkence edercesine adımladık, karelere odaklandık, derin bilgiler edindik falan ve de filan...artık bundan sonra gelsin kareler gitsin kareler...(ya ben bir de 450d blogu oluşturayım. burada körelmesinler değil mi? paylaşım güzel şey nasıl olsa...evet evet ben bir ara bunun için bir yapım aşamasına geçmeliyim.) her şey süper giderken bir de üstüne tahmin bile edemeyeceğim bir şey oldu. abicim(: yoğun iş temposundan dolayı İstanbul'da bulunamayacak olan canım abim, bana sürpriz yapmasın mı? evet sürpriz yaptı ve onunla da zaman geçirme şansına eriştim...yahu daha ne söylemeliyim ki? her şey o kadar güzel akıyordu ki; bir ara: "ulen ne zaman bozulacak bu büyü, hadi hadi bekliyorum" diye iç bile geçirdim(: ama bozulmadı...bozulur gibi oldu, ama toparladık (:
pazar günü de kendimi kaybedercesine yordum bünyeyi. ve ayrılık vakti geldi çattı...'her güzel şeyin bir sonu vardır.' cümlesini kurmayacağım merak etmeyiniz, çünkü buna inanmıyorum. yaşadığımız her şeyin bir anlamı olduğunun çok farkındayım. Antalyama beni ulaştıracak pilotlara kendimi teslim ettim ve kondum yuvama. şimdi o kadar huzurluyum ki, bu huzurla çay demledim ve yudumlamak için sabırsızlanıyorum. şimdi gidiyorum ama mutlaka geleceğimdir(:
aaaa neyi unuttum diyordum Badem Ezmemi(: pazar günü aldım efenim ezmelerimi, bir kısmını İstanbul'da indirdim mideye, bir kısmını da yanıma aldım(: eee hakkını vermek gerek ama değil mi? şimdi ezmelerimin fotoğrafını paylaşmayacağım sizinle, arkadaşımın fotoğrafını paylaşacağım, söz verdiğim gibi...işte 450d karşınızda (:
kalemi batıran
mavi duvar
kalemin battığı an:
23:08:00
sign(s):
450d,
abim,
arkadaşlık,
badem ezmesi,
ben geldim,
deli kız,
herkes çok rahat olsun,
huzur,
istanbul,
öykü,
yolculuk
15 Ağustos 2009 Cumartesi
mutlu öykücük (:
annem geldi, babam geldi, kardeşim geldi....yuppiiii(:
bir abim kaldı ):
hadi abicim sıra sende, gel de güldür şu yüzümüzü...
kısa sürecek olsa da mutluluğum, şimdilik 4 kişiyiz, ve ne yaptım tabiii; ÇAY (:
demledim efenim, çayımı, tezgaha da 4 fincan çıkarttım...içlerine şekerlerini koydum, kaşıklarını da verdim, çayla da bütünleştirdim sundum mutlu aileme ve kendime...yuppii...
bir abicik eksik kaldı..ama haydi bekliyoruz seni.
ve bizimkileri bilmem ama; ben seni çok özledim canım bitaneceğim, çok özledimmmm....
1 hafta kaldı diyorum; sabreden öykücük muradına erermiş...sen gelmiyorsun madem ben atlayıp geleceğim yanına, demedi deme bak (:
öpüyorum hasretle...
bir abim kaldı ):
hadi abicim sıra sende, gel de güldür şu yüzümüzü...
kısa sürecek olsa da mutluluğum, şimdilik 4 kişiyiz, ve ne yaptım tabiii; ÇAY (:
demledim efenim, çayımı, tezgaha da 4 fincan çıkarttım...içlerine şekerlerini koydum, kaşıklarını da verdim, çayla da bütünleştirdim sundum mutlu aileme ve kendime...yuppii...
bir abicik eksik kaldı..ama haydi bekliyoruz seni.
ve bizimkileri bilmem ama; ben seni çok özledim canım bitaneceğim, çok özledimmmm....
1 hafta kaldı diyorum; sabreden öykücük muradına erermiş...sen gelmiyorsun madem ben atlayıp geleceğim yanına, demedi deme bak (:
öpüyorum hasretle...
12 Temmuz 2009 Pazar
taze demlenmiş çay ve tuzum...
kelimerimi bıraktım düşüncelerim bile yetersiz kalıyor artık. özledim; babamı, annemi, abimi, kardeşimi çok özledim...yalnızlığım, benim yalnızlığım ebedidir; ama ailemi çok özledim...
çay demledim, 1 çorba kaşığı koydum tek kişiyim diye...oysa bundan yıllar önce 3-4 çorba kaşığı koyulurdu 5 kişiyiz; kalabalığız diye.
çayım demlendi; tek fincan çıkarttım; oysa 5 tane sıralanırdı tezgahın üstüne...çay kaşıkları, herkes kaç şeker kullanıyorsa bardakların içine yerleştirilir ve demlenen çayla bütünleştirilirdi.. oysa şimdi tezgahta bir tek benim fincanım var...içinde bir kaşık, 2 küp şeker ve demlenmiş çayla bütünlüğü...
oturmuşum caddeye bakan koltuğuma, elimde fincanım, yalnızım, tüm yalnızlığımla..
babamı anıyorum, abimi özlüyorum, kardeşimi düşünüyorum, anneme ağlıyorum...
gözlerimden neden tuzum akıyor ve yanağımda hep yer etmiş yoldan gidiyor? neden artık farklı bir yoldan tuzumu dökemiyorum?
özledim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


