etrafımda bir telaş, meçhul benliğimi içine çekmek için yarış halinde!
oysa ki akşam olunca beni bekleyen sadece kapım...
göz kapaklarım ağır, birgün kapanacak, bunun bilgisi varolduğu sürece her şey boşuna!
bu telaş niye?
sadece rüyalarıma sığındığım bir hayatı yaşıyorum,
devam ediyorum,
neyi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neyi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ekim 2009 Pazar
23 Eylül 2009 Çarşamba
geçmiş mi dedin...
geçmişte nefes almadan yapılır mı arkadaş?
9 yıl oldu mu bee!!! (aslında 26 yıl!)
vayy anam vayy...
şu Eylül ayında, şu Eylül'ü dillendirmeseydik ayıp olacaktı..
buyrun efem, kulak pası itinayla silinir...
buyrun buyrun (:
kalemi batıran
mavi duvar
kalemin battığı an:
22:22:00
sign(s):
beklemek,
eylül,
hayatın acı gerçeği,
mavi duman'a doğru,
mavi duvar,
neyi,
niçin,
özlemek,
rüya
17 Eylül 2009 Perşembe
öyle
akan hızına yetişemiyordum,
köprüdeydim; alttan su akmıyordu, demir yığınları gözden kayboluyordu...
köprünün tam ortasında, kendime bir yer edindim, tırmandım korkuluklarına, oturdum, ayaklarımı salladım korkuluklardan aşağıya...
demir yığınları akıyordu bedenimin altından;
gecenin sessizliğini delercesine, kimseye hesap vermeden...
yer çekimini bekledim durdum öylece, yoktu!
köprüdeydim; alttan su akmıyordu, demir yığınları gözden kayboluyordu...
köprünün tam ortasında, kendime bir yer edindim, tırmandım korkuluklarına, oturdum, ayaklarımı salladım korkuluklardan aşağıya...
demir yığınları akıyordu bedenimin altından;
gecenin sessizliğini delercesine, kimseye hesap vermeden...
yer çekimini bekledim durdum öylece, yoktu!
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Godot'yu Beklerken

uzun zaman önce okumuş olduğum eseri, tekrar raftan çıkartıp aldım elime...arkadaşlığımız hala devam ediyor...
......................
ESTRAGON – Çok güzel bir yer. ( Geri döner, rampa kadar yürür, seyircilere doğru bakar. ) Güleç görünümler. ( Vladimir’ e döner. ) Haydi gidelim artık.
VLADİMİR – Gidemeyiz .
ESTRAGON – Niye ?
VLADİMİR – Godot'yu bekliyoruz.
.......................
bu eseri özetlemeye çalışmak Samuel Beckett'e ihanet etmek demektir. eserle ilgili çok yorumlar yapılmış, çeşitli etiketlemeler dahi olmuştur.
Godot'un Tanrı olduğunu düşünenler; eserdeki ağacın "çarmıh" bütün oyunun da Hristiyanlık üzerine kurulu olduğuna inananlar; vicdanın, kaygının hakim sürdüğünü söyleyenler....
ama bir aktör (kim olduğunu bilmiyorum) şöyle bir yorum yapmış belki de en ilginç olanı bu: 'Oyun, çocuklar için çok kolay. Yetişkinler içinse çok zor.'
aktörün torunu şöyle özetlemiş olayı: "İki adam, bir adamı bekliyor. Adam gelmiyor." (: sanırım bazen çok da düşünmemek gerekiyor değil mi?
neyse efenim, benim asıl söylemek istediğim şey; yıllar sonra Godot'yu elime almak çok güzel bir duygu...
ve arada sırada yaptığım, "geçmişte bugün" olaylar zincirine Godot'yu Beklerken eklenecek. 1949 yılında insanlığa Beckett tarafından armağan edilen bu şahane eser, 1953 yılında ilk defa Paris'te Fransızca olarak sahnelenmiş, 3 Ağustos 1955 tarihinde de ingilizce olarak ilk kez Londra'da sahnelenmiştir.
hala elinize almadıysanız, daha fazla gecikmeyin derim...
sevgiler, saygılarrr...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


